Tarihten Kısa Kısa…

PEYGAMBERİMİZİN
İSTANBUL’UN bir gün mutlaka fethedileceğine ilişkin hadisi yüreklere düşer düşmez, yürekler tutuştu.
Daha aşiret seviyesinde iken rotasını bulmuş, şanlı serdarı Gündüz Alp önderliğinde Anadolu’nun batısına yönelmişti.
Batı’da zaten Bizans vardı. Bizans’ta Peygamber müjdesi vardı. Hedef zaten Bizans’tı. Hedefin Bizans olduğu o kadar belliydi ki, aşiret Ahlat çevresinde 8-9 yıl dinlenip atom çekirdeğine dönüştükten sonra hiç tereddütsüz Bizans’a yöneldi.
Her fert yayından fırlamış ok gibiydi. Kader ki, aşiret reisi Gündüz Bey bu yolda öldü. Dört erkek evlat bırakmıştı geriye ;
Sungur Tekin, Gündoğdu Bey, Ertuğrul Bey ve Dündar…(Dündar 8-9 yaşlarındaydı.)
Eski Türk geleneklerine göre, dizginleri bir süre eline alan Hayme Ana, Ak Saçlılar (ombudsmanlar) meclisini topladı.
Tek soru soruldu. ’’Seni aşiretimize bey yaparsak, bizi nereye götüreceksin ? ‘’
‘’Geriye’’ dedi Sungur Tekin, ‘’eski topraklarımıza döneceğiz ekeceğiz, biçeceğiz, geçinip gideceğiz. ’’Sungur Tekin’in tüm ufku geçimle sınırlıydı. Ama bu kadarı devletin temeline yüreğini koyan ‘’Devlet Ana’’yı tatmin etmemişti.
Bu kez Gündoğdu Bey çağırıldı meclise…Ona da aynı soru soruldu ;
‘’Seni aşiretimize bey yaparsak aşireti nereye götüreceksin ? ‘’O da ağabeyi ile aynıgörüşteydi ;
‘’Eski topraklarımıza götüreceğim’’ dedi. ‘’Cengiz Hanlılar şimdiye kadar topraklarımızdan çekilmişlerdir.
Topraklarımızı tekrar eker biçer, arada hayvancılık da yapar, geçinir gideriz.’’
Onun da ufku ekip biçmek, geçinip gitmek’le sınırlıydı. Ufkunda ‘’sonsuzluk’’ yoktu, ‘’amaç’’ yoktu,
‘’büyük hedef’’ yoktu. Simdi sıra üçüncüsüne gelmişti. Meclis Ertuğrul’u çağırdı ve ona da aynı suaili sordu.
‘’Seni aşiretimize bey yaparsak aşiretimizi nereye götüreceksin ? ‘’
Sadece onun cevabı ‘’farklı’’ oldu.’’ İleriye’’ dedi Ertuğrul…‘’Deryayı (Denizi) geçeceğiz ve devlet olacağız ! ‘’
Sadece Ertuğrul’un cevabı farklıydı. Sadece Ertuğrul iddialıydı. Sadece Ertuğrul’un ufku Bizans’ı kuşatacak kadar genişti.
Çünkü muhtemelen, Ahmed Yesevi’nin ‘’Alperen’leri’’ fetih sırrını Ertuğrul Bey’in kulağına fısıldamışlardı.
Ertuğrul Bey’in cevabı meclisi de Hayme Ana’yı da heyecanlandırmıştı. Karar oracıkta verildi ;Artık bey sensin Ertuğrul denildi.
‘’Hadi bizi devlete götür.’’
Bunu haksızlık sayan iki ağabeyi aşiretin yarısından fazlasını alıp geriye döndüler. Ama geri dönenlerden hiçbir tarih bahsetmiyor. Muhtemelen Moğol ordusundan kaçmaya çalışırken çapulculara çarpılıp şehit olmuşlardır. İleriye, Bizans’a doğru gidenleri ise, bütün dünya tarihleri, Osmanlı Devleti’nin kurucuları olarak selamlıyor.
Ertuğrul Gazi ölünce yerine oğlu Osman Gazi geçti. Devletler ve milletler hayatı açısından çok kısa sayılabilecek bir zaman zarfında çevredeki Bizans kalelerini alıp kök saldı. Sıra Orhan Gazi’ye geldiğinde Osmanoğlu devletleşme sürecindeydi. Orhan Bey hem hristiyanlar için kutsal sayılan İznik’i aldı, hem Bursa’yı fethederek Bizans’ı yüreğinden vurdu.
Ardından Rumeli’ye ordu geçirerek Peygamber müjdesini (Bizansın Fethi)gerçekleştirme yolunda büyük bir adım attı. Artık Bizans kuşatması fiilden başlamıştı. Bu bir yürek seferiydi ve özünde Peygamber-i Alişan Efendimiz’in ‘’fetih’’ müjdesi vardı. Maksat mal-mülk biriktirmek şan-şöhret kazanmak değil, Allah adını ilan etmek, yaymak ve yüceltmekti. Bunu bilen gazi dervişler, abdallar, alperenler kısacası yürekli adamlar kitleler halinde Osmanlılara katılıyor, Osmanlı ordusu gitgide evliyalar ordusuna dönüşüyordu. Cihan hakimiyeti mefküresi önce yüreklerde tutuşmuş ardından dünyayı tutmuştu.


‘’Bu büyük devleti idare eden benim ; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir ; memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şeyi ihsan etmek istediği yahut ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-I vaki’ gibi kalır ; çünkü her şey ; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir…
”PARGALI İBRAHİM PASA”

KAYNAK :
İki Çağın Sultanı / Yavuz Bahadıroğlu
sy. 13, 14, 15, 16
Muhteşem Süleyman / Yavuz Bahadıroğlu
sy. 06, 07
Pargalı İbrahim Paşa / Nazım Tektaş


Chrono Scribe Studio sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

Chrono Scribe Studio sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin